Kayıtlar

majestebuyurdu etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gösterişçi Üretim

Resim
Ben Tarnoff ( teknolojiyle ilgili biri..) The Guardian 'a bir yazı yazdı. Yazıdan etkilendim ama yazı komunizme varacak neredeyse. Asıl noktayı kaçırıyor mu ilgilenmiyor mu bilmiyorum. Konu benim gözümden şöyle; Yeni şatafat; sapkınca çalışmak! Yıllardır bildiğimiz gösterişçi tüketim astar değiştirdi gösterişçi üretim olarak yeniden sahnede. Eskiden ihtiyacı olmayan şeylere bile ne kadar çok para harcayabildiklerini gösterip gösteriş yaparak statü sağlayanların bir çoğu artık ne kadar çok çalışıp oldukları noktaya geldiklerini veya geldikleri göstererek statü gösterişi yapıyor. Üst düzey yöneticiler bugünden itibaren hiç çalışmasalar dahi torunlarının torunlarına yetecek kadar paraya sahip olmalarına rağmen delirmişçesine çalışmaya devam ediyorlar. İşin aslı;zenginler bu yeniliği egolarını kabartmanın yeni bir yolunu aradıkları için çıkarmadılar. Bu yeni trendin amacı emekçi sınıfın yıllardır çalışıp kayda değer bir şey elde edemediği, artık ümitsizleştiği anlamsız h...

HYGGE

Resim
Şu bildiğimiz, bu yılın instagram fenomeni #cosy bu... Danimarka kültürüne özgü bir kavram olan “ Hygge ” Türkçe'ye çevirmesi zor ancak sevdiklerimizle beraber bir şeyler yiyip içerken hissedilen konfor, sıcaklık ve rahatlık olarak açıklanabilir. Samimiyet ve sükunetin bir araya gelmesi... Örneğin tarzı ve havası beğenilen bir mekandan bahsedilirken “hyggeligt”, kişilerden bahsedilirken de “hygge-lig” i kullanıyorlarmış. Üniversitelerdeki Friday bar ortamı da bu alana giriyormuş. Evet hafta sonuna girerken rahatlama barları varmış. Medeniyetler medeniyetler... Arkadaşlar beraber vakit geçirdikten sonra “gerçekten güzel bir gündü” anlamına gelebilecek “det var rigtig hyggeligt” ifadesini kullanırlarmış. İskandinav ülkelerinin soğuk ikliminden kaynaklı bir ihtiyaçmış bence, isabet etmişler :) Ben böyle kavramları seviyorum. Bazı kesimler gibi sert köşelerim yok. Aksine yaşamımıza bunca iş güç ve telaş arasında ne kadar çok hayatı anlamlandırmaya yardımcı kavramlar t...

Kaygı yaşayan insanların büyük kısmı kibar, ince insanlar...

Resim
Bugüne kadar çeşitli gerekçelerle ( negatif düşünmeyeceğim, şimdi kimsenin tadı kaçmasın, neyse artık bunu da böyle kabul edeceğiz, bir daha canımı sıkarsa son olsun, ne yapsam olmuyor gibi... ) halının altına süpürdüğümüz canımızı sıkan herşey kayıtlı bir şekilde kalıyor. Uzmanlar bunların bizim artık olayı dahi unuttuğumuz bir zamanda başka bir başlıkla ' Kaygı , Panikatak , Takıntı ' hayatımızda yerini aldığını söylüyor. Biz tabii olayı da ,kişileri de unuttuğumuz için veya hiç bir zaman bu duyguların zamanında halının altına süpürdüğümüz duygulardan kaynaklı olduğunu düşünmüyoruz. İçimizi kemirip duran, yıllarca herşeyden hemen kaygı duymamızın nedeni meğer "neyse şimdi bir şey demeyeceğim"lermiş. Halının altına attık onu ama ' Kaygı ' adlı besinle besliyoruz orada farkında değiliz. Şişmanladı. Yedi yedi 1000 kilo oldu. İçimize kussa boğuluruz. Kusuyor zaten. Depresyon çıkarıyor. Buluttan nem kapma çıkarıyor, çare bulamadığımız fobilerimizi çıkarıyo...